Sıkça Sorulan Sorular
Glutensiz Tarifler
     PROF.DR.İLHAN YETKİN

Endokrinoloji - Metabolizma ve İç Hastalıkları Uzm.
 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji 
ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
 
Öğretim Üyesi

                                                                                       
 



Çölyak Hastalığı  ve Otoimmun Tiroid Hastalıkları

 

* Dr. Çiğdem Özkan         Prof.Dr. İlhan Yetkin*

·        Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı

 

Giriş

Çölyak hastalığı (ÇH)  genetik olarak yatkınlığı bulunan kişilerde buğday, arpa ve çavdar gibi tahıl ürünlerinde bulunan bitkisel bir protein olan “glutene” karşı bağırsaklarda hassasiyet sonucu gelişen, özellikle ince bağırsak mukozasında zedelenme ile karakterize bir hastalıktır [1].

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun %1’nde bulunduğu belirtilmektedir [2]. Türkiye’de sağlıklı kan bağışçıları arasında yapılan bir araştırmada  “transglutaminaz antikor pozitivitesinin” prevelansının %1.3 olduğu ve bu oranın diğer Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletlerine  kıyasla daha fazla olduğu saptanmıştır[3].

Çölyak hastalığı değişen yaş gruplarına göre farklı klinik belirtiler gösterir. Erişkin dönemde belirtiler; diyare, yağlı dışkı yapma, kilo kaybı, aşırı gazlılık gibi belirgin emilim bozukluğu belirtilerinden, hiçbir belirtisi olmayan vakalara kadar geniş bir spektrumda görülür [4].

Çölyak hastalığı tanısı için öncelikle “antigliadin antikor ve antiendomisyal antikor” düzeyleri ölçülmelidir. Bu değerler artmışsa “ince bağırsak biyopsisi” yapılmalıdır. Bağırsaklarda özel patolojik görünümü ile ve devamında gluten içermeyen diyet sonrası bu biyopsi görünümleri ile birlikte, klinik özelliklerin de düzelmesi ile tanı kesinleşir [4].

Çölyak hastalığının tedavisinde “glutensiz diyet” hastalığın kabul edilmiş tek tedavisidir. Glutensiz diyete yanıt vermeyen dirençli Çölyak hastalarında ise ilaç tedavileri verilir [5].

Çölyak hastalarında diğer otoimmun hastalıkların görülme ihtimalinde artış bildirilmiştir [6]. ÇH ile izlenen hastalarda diğer otoimmun hastalıkların %14, kontrol grubunda ise %2.8 olduğu gösterilmiştir. Glutene maruziyet süresi arttıkça otoimmun hastalık (Addison hastalığı, B12 eksikliği, Otoimmün trombositopeni, Sarkoidozis,  Tip 1 diabetes mellitus ve Alopesi, hashimoto’s tiroiditi) sıklığında artış olduğu rapor edilmiştir [7].

Otoimmun Tiroid Hastalıkları ve Çölyak Hastalığı

ÇH ve otoimmun tiroid hastalıkları (OİTH) arasındaki ilişkinin genetik yatkınlık sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir [8]. Ancak halen ÇH ve eşlik eden otoimmun tiroid hastalığı patogenezi net olarak ortaya konamamıştır [8]. Bir çalışmada 83 otoimmün tiroid hastalığı ile takip edilen hasta arasında ÇH sıklığı % 4.8 ( 3 hasta asemptomik ÇH, 1 hasta ÇH tanısı ile izlenen hasta), kontrol grubunda ÇH sıklığı % 0.4 olarak saptanmıştır [9]. Bir başka çalışmada ise 150 otoimmün tiroid hastalığı olan 5 hastada antikor pozitifliği tespit edilmiş, ÇH sıklığı %3.3 olarak bildirilmiştir. Aynı çalışmada gluten içermeyen diyet sonrası hastaların hipotiroidi semptomlarında belirgin düzelme ve L-Thyroxin (tiroid bezi az çalışanlarda kullanılan ilaç) ihtiyaçlarında azalma olduğu rapor edilmiştir [10].

Otoimmün tiroid hastalığı olan hastalarda ÇH sıklığının arttığı, bu hasta grubunun ÇH açısından taranmasının önemi araştırmacılarca vurgulanmaktadır [11]. Bir çalışmada otoimmün tiroidit bulunan hastalar arasında ÇH sıklığı %7.8 olarak tespit edilmiştir [12]. Yapılan bir diğer çalışmada ise otoimmün tiroidit olanlarda ÇH sıklığı %4.4 olarak tespit edilmiştir[13]

Ülkemizde de erişkin hastalarda Guliter ve ark. yaptıkları bir çalışmada 136 Oto immün tiroid hastalığı olan hasta içerisinde ÇH sıklığını % 5.8, kontrol grubunda % 0.8 olarak tespit etmişlerdir [14].

Çölyak Hastalığı olanlarda Otoimmun Tiroid Hastalıkları

Otoimmün tiroid hastalıklarında ÇH sıklığında artış bildirildiği gibi daha önce de belirtildiği gibi ÇH ile izlenen hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığı da artmıştır [7]. Yapılan diğer çalışmalarda da ÇH‘da otoimmün tiroid hastalığı sıklığı % 4-10 arasında saptandığı rapor edilmiştir [16, 17]. Tedavi almayan 241 ÇH ile izlenen hasta arasında yaptıkları çalışmada; 39 hastada (%16.2), kontrol grubunda ise 8 hastada (% 3.8) ötiroid otoimmun tiroid hastalığı tespit ettiklerini rapor etmişlerdir.

Hakanen ve ark.  yapmış oldukları bir çalışmada ise 79 hastanın 11’inde (% 13.9) aşikar otoimmun tiroid hastalığı ( 3 hastada tiroid bezinin çok çalışması hastalığı, 8 hastada ise tiroid bezinin az çalışması hastalığı), 8 hastada da (% 10.1) klinik belirti vermeyecek düzeyde hafif otoimmun tiroid hastalığı tespit etmişlerdir.

 

Çölyak Hastalığı Tedavisinin Otoimmun Tiroid Hastalığı İlişkisi ve Sürecine İlişkisi

ÇH erken tanısı ve tedavisi, ÇH ile ilişkili olabilecek bağırsak emilim azalması, kısırlık, kemik erimesi ve lenf kanseri gibi komplikasyonların önlenmesinde veya bu komplikasyonların görülme sıklığının azalmasında rol oynayabilir [8, 18]. Ayrıca daha önce belirtildiği gibi hastaların tedavi ile bağırsak emilimi düzeylerinde düzelme sağlanması ile almakta oldukları L- Thyroxin (tiroid bezinin az çalışmasında kullanılan ilaç) azalmanın yanı sıra, diğer nedenlerle almakta oldukları ilaç dozlarında da azalma sağlanabilir [10].

Glutenden fakir diyetin uygulanması ile klinikte ağır hastalık oluşmamış ama hastalık yeni başlamış durumlarda gerileme izlendiğini rapor etmişlerdir [15].

 

Sonuç

Çölyak hastalığı olan hastaların çoğunluğu oldukça geniş ve değişken belirti ve bulgularla kliniklere başvurmaktadırlar. Hastaların pek çoğu değişen belirti ve özgün olmayan belirtiler nedeni ile tanı alamamakta ya da tanıda gecikmeler yaşamaktadır. Bu nedenle otoimmün tiroid hastalığı ile başvuran hastalarda artmış ÇH sıklığı nedeni ile başvuran hastaların çölyak hastalığı açısından değerlendirilmesi, hastaların erken tanı alması ve hastalıkla ilişkili komplikasyonların önlenmesinde etkin olabilir. Aynı şekilde ÇH ile izlenen hastalarda artmış otoimmun hastalık sıklığı ve tiroid fonksiyon bozuklukları dikkate alındığında bu hastaların tiroid hastalıkları yönünden değerlendirilmesi hastaların yaşam kalitesi, klinik takiplerinde etkin rol oynayabilir.

Diğer bir özellikte her hangi bir otoimmün hastalığı olan kişide yıllar içerisinde başka organlara ait otoimmün bir hastalığın görülme ihtimali akılda tutulmalı ve yıllık kontrol da çoklu endokrin organ hasarlarının “Poliglandüler endokrin yetmezlik” olabileceği dikkate alınmalıdır.

 

 


     

Glutensiz Yemekler Glutensiz Mekanlar